Doğa koruma, bugün artık sadece “yeşili sev, doğayı koru” romantizminin çok ötesinde; doğrudan kendi geleceğimizi, gıda güvenliğimizi ve nefes aldığımız havayı güvence altına alma mücadelesidir. İçinde olduğumuz iklim krizinden, habitat parçalanmasına kadar karşılaştığımız devasa sorunlar, doğa korumayı lüks olmaktan çıkarıp hayatta kalma stratejimizin tam merkezine oturtmuştur.
Elbette doğa koruma dediğimizde akla pek çok değişik konu gelmekte. Orman sahalarının madenlere açılmasından, yere çöp atmamaya kadar pek çok konuyu ele alabiliriz. Ancak bu kadar geniş konu aralığı olan doğa korumayı biz nasıl çerçevelendiriyoruz, nasıl bakıyoruz? Hangi ölçeklerde, nereyi nasıl koruyacağımıza nasıl karar veriyoruz?
Tabii ki bu işin başı koruma çalışmalarında bir amaç belirlemek. Örneğin pandaları korumak, endemik cırcır böceğini korumak, ya da orman yangınlarını engellemek gibi olacak. Bu amaca doğru ilerlerken ilk olarak ekolojiden faydalanıyoruz. Doğayı doğru tanımanın bilimi olan ekoloji bize sorunların kaynağını ve muhtemel çözümleri daha kolay gösteriyor. Ancak ekoloji de tek başına yeterli değil. Çünkü doğa koruma faaliyetlerinde insan davranışları merkezi kısmı oluşturuyor. Bu sebeple de insan faktörünü de işin içine katıp değerlendirmemiz gerekiyor. İşte doğa korumada temel ölçekleri ve yaklaşımları sırayla inceleyeceğiz.
Doğa Korumada Genel Yaklaşım: Neyi, Nerede Koruyoruz?
Doğayı korumak tek bir boyutta gerçekleşmez. Çünkü doğa da tek boyutlu değildir. Karşıdaki dağda, ya da pikniğe gittiğiniz o gölde pek çok canlı çeşitli habitatlarda bir araya gelirler. Örneğin gölde; gölün içinde yaşayan sucul böcekler, balıklar, yosunlar varken, suyun dışında bu balıkları avlayan kuşlar, kenardaki sazlıklarda bu kuşları avlayan bir saz kedisi, biraz daha çevresinde çakallar ve tilkiler olabilir.
Bu örnekte göl, gölün kıyısı, gölün dışındaki karasal ortam farklı farklı yaşam alanları barındırır. Bu yaşam alanlarında barınan canlılar birbirleri ile çeşitli şekilde ilişki kurarlar. Bunun da ötesinde bu canlılar kendi türleri içinde de farklı rekabet, üreme gibi ilişkiler içerisindedir. Yani kabaca bu gölü korumak için, ekosistemi (farklı habitatları da yaşayan canlılarla birlikte) bütüncül düşünmek kadar, bu canlıları tür tür incelemek (mesela saz kedisinin buradaki predatör rolü gibi), ayrıca da tür içi ilişkilerle bu türlerin oluşturduğu toplulukların sağlıklı olup olmadığını yani genetik çeşitliliğe sahipler mi görmek önemlidir. Ekosistemin sağlığı, birbiriyle iç içe geçmiş üç temel ölçeğin bir arada çalışmasına bağlıdır.

- Genetik Çeşitlilik Ölçeği: Bir türün iklim değişikliğine veya hastalıklara direnç gösterebilmesi için gen havuzunun geniş olması gerekir. Eğer türün genetik çeşitliliği belli bir seviyenin altında ise, bu popülasyon risk altında olabilir. Ya da bu popülasyonun evrimsel geçmişine dair bize çeşitli sinyaller verebilir.
- Tür Ölçeği (Popülasyon): Belirli bir alandaki birey sayısının, o türün neslini devam ettirebilecek kritik eşiğin altına düşmemesi için yapılan müdahalelerdir. Sadece birey sayısı değil, kaç bireyin üreyebilecek yaş aralığında olduğu, yavru verimi gibi parametreler de önemlidir.
- Ekosistem ve Peyzaj Ölçeği: Sadece bir türü değil, o türün yaşadığı ormanı, etkileşimde bulunduğu nehirleri ve tüm yaşam ağını bir bütün olarak korumaktır.
Richard Primack ve Koruma Biyolojisinin Temelleri
Doğa koruma biliminin bugün bir disiplin olarak anılmasında Richard B. Primack’ın ortaya koyduğu o net, sarsılmaz ilkelerin payı çok büyüktür. Primack, koruma biyolojisini sadece objektif gerçekleri araştıran bir alan değil, “normatif” (değer yargılarına dayanan) bir disiplin olarak tanımlar. Yani işin içine insan değerleri, sürdürülebilir kalkınma ve sosyal adalet de girer.
Primack’ın temel yaklaşımlarını üç ana hedefte toplayabiliriz:
- Belgelemek ve Anlamak: Dünya üzerindeki biyolojik çeşitliliği tüm detaylarıyla dökümante etmek. Ekolojik ve biyolojik yönleri çözümlemek.
- İnsan Etkisini Çözümlemek: İnsanların türler, evrimsel süreçler ve ekosistem döngüleri üzerindeki dönüştürücü (ve genellikle yıkıcı) etkilerini araştırmak.
- Korumak ve Restore Etmek: Popülasyonların yok olmasını önlemek ve türleri korumak için pratik, çok disiplinli stratejiler geliştirmek.
Primack’ın yaklaşımı doğa korumanın sadece biyologların işi olmadığını; sosyologlardan politikacılara, yerel halktan ekonomistlere kadar herkesin masada olması gerektiğini vurgular. Özellikle tür seviyesindeki dar coğrafi yayılıma sahip popülasyonların anında koruma altına alınması (in-situ) gerektiğini, gerekirse yeni popülasyonlar yaratmak için taşıma (ex-situ) gibi stratejilerin de masada olması gerektiğini belirtir.
Modern doğa koruma vizyonu, sadece çevreyi koruma planından çıkarak sürdürülebilir kalkınmayı da içeren bir yapıya evrilmiştir.
Oyunun Kuralları Değişiyor: Neden Sadece “Bilgi” Yetmiyor?
Primack’ın o sağlam temelleri üzerine inşa ettiğimiz projelerde yıllarca şu hatayı yaptık: İnsanlara doğanın ne kadar değerli olduğunu anlatan broşürler dağıttık, cezalar kestik ve “Eğer bunları bilirlerse, doğaya zarar vermezler” diye düşündük. Buna “bilgi eksikliği” (knowledge-deficit) modeli diyoruz.
Ama gelgelelim, evrimsel psikoloji bize bambaşka bir şey söylüyor: İnsanlar her zaman rasyonel kararlar vermez!
Çoğu zaman duygularımız, alışkanlıklarımız ve o anki çevresel koşullarla hareket ederiz. İşte tam bu noktada, doğa korumanın o yeni ve devrimsel yüzüyle tanışıyoruz: Davranış Odaklı Tasarım (BCD).
Davranış Odaklı Tasarım (BCD) Nedir?
Behavior-Centered Design (BCD), koruma biyolojisinin biyolojik altyapısını, insan psikolojisi ve tasarım odaklı düşünme (design thinking) ile harmanlayan bir stratejidir. İnsanı suçlamak yerine, onun evrimsel kodlarını doğanın lehine çevirmeyi hedefler.
İnsan beyni, davranışları üç farklı kademede kontrol eder :
İnsan Beyninin Bilişsel Kontrol Kademeleri
Gizli işlevleri ve notları keşfetmek için kutuların üzerine dokunun 🔓
Yürütücü Kontrol
En Üst Katmanİşlev: Geleceği planlama, soyut düşünme ve bilinçli karar alma yeteneğidir.
BCD Notu: Çok yüksek enerji harcar, bu yüzden günlük hayatta nadiren kullanılır. Geleneksel çevre eğitimleri maalesef sadece bu zor çalışan kısmı hedefler.
Motive Edilmiş Kontrol
Orta Katmanİşlev: Hayatta kalmayı sağlayan statü, aidiyet, korku ve biriktirme gibi 15 evrimsel güdüyü yönetir.
BCD Notu: Doğa koruma kampanyalarının “Gurur” veya “Yerel Aidiyet” yaratarak doğrudan kalbinden vurduğu ve tetiklediği asıl merkez burasıdır.
Reaktif Kontrol
Temel Katmanİşlev: Alışkanlıklar, otomatik pilotta yapılan eylemler ve anlık çevresel refleksler.
BCD Notu: İdeal bir tasarım, çevre dostu davranışların hiç düşünülmeden, otomatik olarak (suyu kapatmak gibi) bu seviyede yapılmasını sağlamayı hedefler.
- Reaktif Kontrol: Alışkanlıklar! Suyun başından kalkarken musluğu kapatmayı unutmak gibi, hiç düşünmeden yaptığımız otomatik tepkilerdir. BCD, çevre dostu eylemleri işte bu seviyeye, yani “otomatik pilota” indirmeyi hedefler.
- Motive Edilmiş Kontrol: Atalarımızdan bize miras kalan ; aidiyet, statü, korku, biriktirme gibi güçlü evrimsel güdülerdir. Örneğin, bir çiftçi tarlasına giren yaban domuzunu “kötü biri” olduğu için değil, ekonomik “korku” güdüsüyle vurur.
- Yürütücü Kontrol: Soyut ve uzun vadeli planlar yaptığımız, bilincin tam devrede olduğu kısımdır. Geleneksel doğa eğitimleri hep bu kısmı hedefler ama unuturuz ki beynimiz günlük hayatın o koşturmacasında bu “yüksek enerji tüketen” bölümü pek kullanmaz.
BCD Sahada Nasıl Çalışır? Pekiştirmeli Öğrenme
BCD, kalıcı bir davranış değişikliği yaratmak için insan zihnindeki o inatçı döngüyü kırmak zorundadır. Bunu Pekiştirmeli Öğrenme süreciyle, üç kritik adımda yapar :
Davranış Değiştirme Döngüsünü Tamamlayın
Eski bir alışkanlık nasıl kırılır? Gizli adımları ortaya çıkarmak için kutulara dokunun 🔍
Alışkanlık
Dikkat çekici, ezber bozan bir mesaj ile rutini sarsmak.
Yeni davranışın sosyal olarak daha prestijli olduğunu göstermek.
Eski alışkanlığın yeni çevresel rutinle devreden çıkarılması.
Davranış
- Sürpriz Yaratmak: Hedef kitlenin dikkatini çekecek, ezber bozan bir mesaj veya tasarım sunulur.
- Değer Yenileme (Revaluation): İnsanlara yeni, çevre dostu davranışın (örneğin ekoturizm rehberliği yapmanın) eski alışkanlıktan (örneğin kaçak avcılıktan) sosyal statü veya ekonomik olarak daha değerli olduğu hissettirilir.
- Performansı Bozmak: Yeni davranış, kişinin yeni rutini haline gelir ve o eski, doğaya zarar veren davranış tamamen unutulur.
Toparlamak gerekirse; Richard Primack’ın bize öğrettiği o sağlam ekolojik temeller, bugün BCD’nin psikolojik içgörüleriyle birleşerek mükemmel bir senteze dönüşüyor. Biyolojiyi anlıyoruz, evet, ama artık insanı da anlıyoruz. Doğayı korumanın yolu, doğaya yasaklar koymaktan değil, insanın o karmaşık kodlarını “doğa için” yeniden tasarlamaktan geçiyor.
Akademik Kaynakça
- Primack, R. B. (2014). Essentials of Conservation Biology (6. Baskı). Sinauer Associates. (Koruma biyolojisinin temelleri )
- Aunger, R., & Curtis, V. (2016). Behaviour Centred Design: towards an applied science of behaviour change.Health Psychology Review, 10(4), 425-446.
- Rare & The Behavioural Insights Team (2019). Behavior Change for Nature: A Behavioral Science Toolkit for Practitioners. Rare.org.
- Michie, S., van Stralen, M. M., & West, R. (2011). The behaviour change wheel: A new method for characterising and designing behaviour change interventions. Implementation Science, 6(42). (COM-B Modeli ve Kapasite, Fırsat, Motivasyon dinamikleri)
- Kollmuss, A., & Agyeman, J. (2002). Mind the Gap: Why do people act environmentally and what are the barriers to pro-environmental behavior? Environmental Education Research, 8(3), 239-260. (Bilgi eksikliği (knowledge-deficit) modelinin çürütülmesi üzerine )

